Her düşüncenin arkasında potansiyel fikir gebeliği yatar.Bu gebelik muhakeme kabiliyetinin bir sonucudur.Muhakeme kabiliyeti de potansiyel varlığa entegre edilmiş nesneyi özneye dönüştüren en kritik aksamdır.İnsan bu aksama ve donanıma sahip olmakla çok ciddi bir yükün altına girmiştir.Çünkü muhakeme kabiliyetiyle beraber insan artık hüküm vermek zorunda kalmıştır.
Hüküm vermek sorumluluğu da beraberinde getirir.Verdiği hükmün hesabının sorulacağını gören insan bu sorumluluktan kaçma yoluna gider.Bunu da taklit ile fanatiklik ile yapar.Fakat yanılmaktadır.Çünkü başkalarının çıkarımlarını,başkalarının hükümlerini mutlaklaştırarak aslında yine bir hüküm vermiş olurlar.Böylece sorumluluktan yine kaçamazlar.Başkalarının çıkarımlarını mutlak doğru,mutlak iyi olarak gören de esasen bu çıkarımları mutlaklaştırma hükmünü bizzat kendisi vermiş olur.
Gerek siyasi grup,ideolojiler ve sosyal hareketlerde,gerekse tarikat ve cemaatlerde bu taklit hastalığına çok sık rastlanmaktadır.Bilmeden bildiğini sanan,görmeden gördüğünü sanan,duymadan duyduğunu sanan insan;bu zannının bedelini ötekinin gölgesi gibi yaşayarak kısmen ödemekte fakat bunu dahi iyi,doğru,güzel zannetmektedir.
Bir sonraki sorgulama “zan” ile ilgili olabilir.
Ötekinin Çıkarımı ve Gölgeler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder